İçeriğe geç
Dil
Tüm yazılar

Aynalıkavak Kasrı ve III. Selim’in mûsikisi

Haliç kıyısında yok olmuş bir saraydan kalan tek yapı, bestekârlığını şairliğinden üstün tutan bir padişah ve pencerelerin üstüne yazılmış iki şiir. Aynalıkavak neden İstanbul’un mûsiki sarayı?

Yayımlanma

Haliç’in Hasköy kıyısında, bir zamanlar Osmanlı tersanesinin kuşattığı arazide, arkasındaki bahçe yamaca doğru tırmanan alçak bir kasır duruyor. Aynalıkavak küçük; önünden geçip fark etmemek kolay. Ama Millî Saraylar’ın deyişiyle Osmanlı’nın İstanbul’daki dördüncü büyük sarayı olan Tersane Sarayı’ndan geriye kalan tek yapı bu. Üstelik padişahların en mûsikişinası III. Selim’le en çok özdeşleşen mekân.

Tersanenin yanındaki saray

Kaynaklara göre Okmeydanı yamaçlarından Haliç’e inen bu arazi Bizans döneminde imparatorların gezinti yeriydi. Fetihten sonra yakınına kurulan tersane yüzünden koruluk, bahçeleriyle birlikte “Tersane Hasbahçesi” diye anılmaya başladı. Burada tarihi bilinen ilk yapı, Kaptan-ı Derya Halil Paşa’nın 1613 sonlarında Sultan I. Ahmed için yaptırdığı kasır. Sonraki padişahların eklediği köşkler, harem ve hamamla burası gerçek bir saraya dönüştü.

Parlak günleri de oldu. 1720’de III. Ahmed’in şehzadelerinin ünlü sünnet düğünü sırasında padişah ve harem halkı burada kaldı. 1779’da Osmanlı ve Rus temsilcileri, Küçük Kaynarca Antlaşması’nın açıkta kalan maddelerini görüşmek için burada buluştu ve Aynalıkavak Tenkihnâmesi imzalandı.

Adın kökeni tartışmalı. TDV İslâm Ansiklopedisi Venedik’ten gelen aynaları, yaprakları ayna gibi parlayan bir kavağı ve komşu Okmeydanı’ndaki ok hedeflerini anlatan rivayetleri sıralıyor; adın, onu doğurduğu söylenen Venedik aynalarından daha eski olduğunu da not ediyor.

Geriye kalan tek yapı

Tersane büyüdükçe sarayı yuttu. Donanmayı yenilemeye kararlı III. Selim sarayın büyük kısmını yıktırdı; 1802–1803’e gelindiğinde yalnız bu kasır kalmıştı ve içi dönemin zevkine göre yeniden düzenlenmişti. İçerideki manzumelerde 1206 (1791–1792) tarihi okunuyor. Yıkılan sarayın taşları Eyüp’teki Mihrişah Vâlide Sultan Medresesi ve Türbesi’nin yapımında kullanıldı. Abdülmecid döneminde kasır bir kez daha elden geçirildi.

Eskiden baharın geçirildiği bir saray olan yapı artık kısa ziyaretler için kullanılan bir biniş kasrına dönüştü; padişah buradan tersanede yeni yapılan gemilerin suya indirilişini izliyordu. Mimarisi 18. yüzyıl saray geleneğini sürdürüyor: çifte divanhane çevresinde üç sofalı bir plan, kara tarafında tek, deniz tarafında iki kat.

Bestekâr padişah

Hiçbir Osmanlı padişahının mûsiki sevgisi ve bestekârlığı III. Selim’in düzeyine ulaşmadı. Kırımlı Ahmed Kâmil Efendi’den meşk etti, tambur üslubunun üstadı Tanbûrî İzak’tan tambur dersleri aldı. İyi bir tamburî ve neyzendi; âyinden peşreve, saz semâisinden şarkıya kadar pek çok formda yüzün üzerinde eser besteledi. Şiirlerinde “İlhâmî” mahlasını kullandı ama mûsikişinaslığını şairliğinden üstün tuttuğu biliniyor. Repertuvarda “Selim Dede” mahlasıyla geçen bestelerin de ona ait olduğu söylenir; bazı eserlerinin güftesini de kendisi yazdı.

Birçok makamın terkibi ona atfediliyor; en bilineni sûzidilârâ. Bu makamdaki Mevlevî âyini ve peşrevden yürük semâiye uzanan takımı klasik Türk mûsikisinin en güzel eserlerinden sayılıyor. Genç Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi’nin yetişmesinde büyük payı var; Hamparsum Limonciyan’ın 19. yüzyıl boyunca kullanılan nota sistemi de onun teşvikiyle doğdu. Batı müziğine de ilgisiz değildi: 1797’de huzurunda bir opera sahnelendi.

En güzel eserlerini şehzadeliğinde besteledi ve TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Aynalıkavak’ta yalnız bir bahar geçirdi. Yine de Millî Saraylar, Hasoda’yı III. Selim’in bestelerini yaptığı sanılan oda olarak tanıtıyor. Kasrın süslemesi de baştan sona ona bir saygı duruşu.

Pencerelerin üstündeki şiirler

Başınızı kaldırın. Dilimli kubbeli Arz Odası’nda tavan eteğinde III. Selim’in altın yaldızlı tuğrası dolaşıyor; pencerelerin üstünde ise Enderunlu Fâzıl’ın kasrı öven 54 beyitlik şiiri var.

Hasoda’nın pencereleri üzerinde Şeyh Galib’in III. Selim’i öven 36 beyitlik şiiri yer alıyor. Galata Mevlevîhanesi şeyhi Galib, çağının en büyük şairlerinden ve padişahın yakın dostuydu; ikisi şiir ve mûsiki sohbetleri yapardı. Galib’in bir kasidesi üzerine tamir edilen mevlevîhanenin açılışında III. Selim’in sûzidilârâ âyini okundu. İki şiir de hattat Yesârîzâde’nin ta’lik yazısıyla yazılmış.

Kasrı çeviren avlu duvarında Hasköy, Tersane ve Okmeydanı kapıları var. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre Okmeydanı kapısının üstünde de Şeyh Galib’in 1206 (1791–1792) tarihli bir manzumesi ta’lik hatla işlenmiş, onun üstünde ise II. Mahmud’un 1233 (1817–1818) tarihli tuğrası duruyor. İçeri girmeden önce bu kapıya da bir göz atın.

Mûsikî Müzesi

Aynalıkavak 1984’te müze-saray olarak açıldı. Uzun bir restorasyonun ardından 2010’da yeniden ziyarete açıldığında alt katında Türkiye’nin ilk mûsiki müzesi de yer alıyordu. Sergide Türk çalgıları, notalar, taş plaklar ve kitaplar var. Koleksiyonun önemli bir bölümü, Osmanlı hanedanından bir mûsikişinas olan Gevheri Osmanoğlu’na ait; onun sazları, notaları ve kitapları 1984’te bağışlandı.

Bir bestekâr padişahın tambur çaldığı sanılan odanın birkaç adım ötesinde bir tambura bakmak: Aynalıkavak’ın bütün büyüsü burada. Ziyaretten önce ya da sonra sûzidilârâ âyinini bir kez dinlemek, pencerelerin üstündeki beyitleri bambaşka okutur.

Ziyaret bilgileri

Aynalıkavak, Haliç’in kuzey kıyısında, Beyoğlu’na bağlı Hasköy’de. Pazartesi kapalı; gişe 09:00–17:00 arası açık. Bilet, lokasyon sayfasında “Aynalıkavak Mûsikî Müzesi”, Millî Saraylar e-bilet sisteminde ise “Aynalıkavak Kasrı” adıyla geçiyor. Ayrıca bahçe bileti var, Müzekart geçerli ve Millî Saraylar’ın kafeterya listesinde Aynalıkavak da bulunuyor. Kasır ve müze için bir saat yeter; bahçe için biraz daha zaman ayırın.